Ölüm

20120116131348927Her şey Montaigne’nin “denemeler” kitabını aldığımda oldu. Denemeler başlığı altında olduğu için genel şeylerden söz ediyor sandım. Sevgi, bahar, hüzün vs. ama ne dediğini anlamadığım daha doğrusu anlam veremediğim yazılarla karşıma geldi Montaigne. Hakkında birşey bilmediğim için şoka uğramıştım. Hata yaptığımı öğrendim. Bundan sonra yazarlar hakkında bilgi toplamadan kitaplarını almayacağım. Bu ilk ve son. Şimdi neden şoka uğradığımı anlatayım.

“ÖLÜM”

“….doğuşumuz nasıl ki bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin sonu olacaktır. Öyleyse yüz sene daha yaşayamayacağım diye ağlamak, yüz sene önce yaşamadığıma ağlamak kadar DELİLİKTİR. Ölüm başka bir hayatın kaynağıdır. Bu hayata gelirken de ağladık, eziyet çektik, bu hayata da eski halimizden soyunarak geldik.

Başımıza bir kez gelen şey büyük bir dert sayılmaz. Bir anda olup biten bir şey için uzun zaman korku çekmek akıl işi midir.” Ewet bence akıl işidir. Ölümü bir kez yaşayacaksın ama ölümden sonra seni bir sonsuzluk bekliyor. Yaptıklarına mükafat veya ceza verilecek bir sonsuzluk hem de. Dünyada ektiğini biçmeye ahirete gideceksin. Bunun için de yaşadığım müddetçe ölümü korkuyla bekleyip ona göre davranmak bence sonsuzluğa uzanan yolda korkmaktan daha İYİDİR. Devam ediyoruz.

“Doğa bunu böyle istiyor. Bize diyor ki; BU dünyaya nasıl geldiyseniz öyle de çekip gidin. Ölümden hayata geçerken hissetmediğiniz tasayı, hayattan ölüme geçerken de hissetmeyin. Ölümünüz varolmanın dünya hayatının şartlarından biridir.”

Dünya hayatının şartlarından biri olabilir ama geldiğimiz gibi çıkıp gitmemizi isteyen biri yok. Yani biz bu dünya ya ahiret için hazırlayacağımız azıklarımızı toplamak için geldik. Ve zamanı gelince O’na yani Allah’a kavuşacağız. Devamında da;

“Hayat işinize yamadıysa, boşuna geçtiyse yitirmekten ne korkuyorsunuz? Daha yaşayıp ne yapacaksınız?” diyor.

“hayat işinize yaramadıysa, boşuna geçtiyse” böyle bir şey var mı? Biz dünya ya başı boş gelip yaşayıp, yaratanı unutmaya mı geldik? Yoksa bizi yarattığı için kendisine şüküredip, yap dediklerini yapıp, yasak kıldığı şeylerden uzak durmaya mı?

Sorarım şimdi size. Bir adam bizim yaşayış tarzımızın tam tersi bir kitap yazmış ve bütün dünyada dolaşıyor bu kitap. Peki biz ne yapıyoruz söyler misiniz? Bırakın Müslüman olamayanları, Müslüman’ım deyip dinimizden bihaber olan ne kadar insan var. Değil mi kardeşlerim? Bunlar için bir şeyler yapmalıyız. Belki küçük şeyler yapacağız ama önemli olan başlamak ve devamını getirebilmeye çalışmak.

(Uzun bir aradan sonra biraz sert bir yazı oldu ama ne yapalım XD )

Yorumlarınızı bekliyorum.

Selamlar…

Reklamlar