Rachel; bir masaldan yeryüzüne düşen kız…

“Hepimizin her şeyi bir yana bırakıp, hayatımızı bunun sona ermesi için çabalamaya adamanın iyi bir fikir olduğuna inanıyorum. Bu, bence aşırılık olmaktan çıktı. Hala Pat Benetar dinleyip dans etmek, erkek arkadaşlar edinmek ve iş arkadaşlarıma karikatürler çizmek istiyorum. Ama bunun sona ermesini de istiyorum. Gübensizlik ve dehşet içindeyim. Düş kırıklığı. Dünyamızın rezil gerçekliğinin bu olması ve bizim de buna payımız olmasının verdiği düş kırıklığı…

Filistin’den döndüğümde muhtemelen kâbuslar görüp burada olmadığım için sürekli suçluluk duygusu hissedeceğim. Ama bu duygu bana dahasını yapma gücü verebilir. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biriydi. Dolayısıyla ola ki saçmalıyorsam ya da İsrail ordusu beyazlara zarar vermemek gibi ırkçı temayüllerini kaybederse, ne olur hiç çekinmeden bunun nedenini dolaysız olarak desteklediğim ve devletimin büyük oranda sorumlu olduğu bir jenosidin ortasında olmamla açıklayın…

Bu sabahtan sonra kendimi daha iyi hissediyorum. Oturup uzun uzun, ne kadar büyük kötülüklere muktedir olduğumuzu ilk elden keşfedişimin verdiği düş kırıklığı üstüne yazdım. Oysa en ağır koşullarda bile insan kalabilme gücü ve yeteneğini keşfetmiş olduğumu da yazmalıydım, ki bunu daha önce bilmezdim. Galiba aslolan, onur.”

(Rachel Corrie, annesine yazdığı mektuptan)

Bir daha Filistin’den dönmedi Rachel. Washington’dan Ortadoğu’ya şok ve dehşet yayılırken, yine aynı yerden yağmur gibi bir genç kız, ipil ipil Gazze’ye düştü. Olympia kasabasından Rachel, anne ve babasını, okulunu, kariyerini, arkadaşlarını, gençlik partilerini bir yana bırakıp Filistin’e gitti. Filistinli çocukların yaralı ellerinden tutup, korkulu bakışlarına cesaret verebilmek için. Sessiz ve küçük bir Amerikan kasabasını terk edip. Yeryüzünün şahit olduğu en büyük acıların garip toprağı olan Filistin’e gitti.

Henüz 23 yaşında olan Rachel, korunaklı yuvasını terk edip uzak bir köşede var oluşunun anlamını arıyordu. İnsan olmanın kendisine yüklediği sorumluluğu benzerine az rastlanacak bir onurla taşıyor ve incecik vücudu gözü dönmüş bir ejderhanın karşısında gitgide büyüyordu.

Zulmün yükseldiği zamanlarda ortaya çıkan erdemli davranışlar insan olmanın çizgisini, standartlarını yükseltir. Rachel İsrail ordusuna karşı direnirken, dünyanın her yerine kötülüğe karşı duyarsız kalan kişilerin insan olma iddiası havada kalıyordu. Bir genç kız bir anda bütün kabulleri yerle bir ediyordu. Kişilerin isimlerinin başıne eklenmiş olan tüm siyasi, ideolojik, dini, etnik, sosyal sıfatlar anlamını yitiriyor insan olarak var oluşuna anlam katabilme çatısı gökyüzüne yükseliyordu. İsrail ordusuna karşı duran Rachel, bir başak savaşın hemen eşiğindeyken görebilen ve işitebilen insanlar için saf bir onurun güzel yüzü oluyordu.

İnsanlık tarihiyle yaşıt olan zulme inat, kısacık ömrüne, onuru, adaleti, ahlakı, karşı duruşu sığdırıyordu. Hem de kötülüğe karşı koymanın insani ve ilahi sorumluluğunu üstlenmemek için bin dereden su getiren onca insanın elinden bütün özürlerini alarak. Rachel buldozerin önündeki duruşuyla, bütün hayatıyla zulme karşı bir biçimde direnmeyenlerin yüzüne bir tokat gibi iniyordu. Kötülüğü bir yaşam haline dönüştürenler ise karşılarında büyüyen Rachel’i görünce iyiliğin evrensel gücüne şahit olmanın şaşkınlığını yaşıyorlardı.

Öyle ya Rachel Filistinli değil, müslüman değil, aç, yoksul değil öyleyse neden burada?

Onuru için. Sadece onuru için. Kendi ifadesiyle, aslolan onur bu dünyada.

İşte yeryüzünde kötülüğü ve şiddeti yayanların anlamayacağı, algılayamayacağı, ancak delicesine korkacakları bir gerçeklik bu. Sadece onur için tankların, buldozerlerin önünde durmak.

Çizgi film kahramanlarını andıran sapsarı saçları kana bulandığında insanların bir gülümsemesi daha yok oldu. İsrail ordusunun buldozerleri, karşılarında bir masal perisi gibi dimdik duran Rachel Corrie’yi ezip geçtiler. Korkuları gözlerini kör edip, boyunlarına dolanıyordu. Bu genç kızın zarif bedenini ezip, onu öldürdüklerinde, yaşam var oldukça asla unutulmayacak bir ezgi hayat buluyordu.

Filistinli çocuklar, onun son nefesiyle toprağa yayılan direniş ateşiyle büyüyecekler ve mücadelelerini büyütecekler.

Güle güle masal kız.

Allah Adildir, Rahmandır, Rahimdir…

Tarık TUFAN

Reklamlar