İşimin Hayrı Besmele

“Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut.’ Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda alacak ibret vardır.” *

Bir konferans salonunda, seminer verecek olan psikoloğu bekliyorsunuz. Birden bir polis geldi ve size salonu boşaltmanızı söyledi. Buna yetkisi var mıdır? Siz onun söylediğini yapar mısınız? Yaparsınız; çünkü onun arkasında devletin gücü vardır. Ama herhangi biri gelip de size orayı boşaltmanızı söylese, aynı işlevi yapmazdınız.

Arılar aslında ne kadar savunmasız, ufak ve güçsüz canlılardır. Biz ise onlardan ne kadar güçlüyüz. Fakat, o minnacık arıların yaptığı balı, bunca teknolojik donanımları kullanıp da biz yapamıyoruz. Neden? Çünkü, o arıların öğretmeni Allah (c.c)dür. Allah-u Teâla,  arıyı yaratmadan önce ona o balı yapmanın sırrını öğretmiştir. Arı, daha kozasından çıkmadan  ne yapması gerektiğini bilmektedir. Biz bu ufak canlının, böyle büyük bir işi nasıl olup da yapabildiğini, Allah’ı tesbih etmesinden anlayabiliriz. Allah arıya işini öğretir, arı Allah’ı tesbih edip, Allah’ın gücünü arkasına alır ve işlevini gerçekleştirir.

Bir inek nasıl olur da süt yapabilir? O inek, Allah’ı (c.c) tesbih etmiş, O’nun kudretini arkasına almıştır. Ve Allah’u Tealâ da, ineğin göğsünde o sütü oluşturmuştur.

Peki bitkiler nasıl Allah’ı tesbih eder? Küçücük bir tohum, nasıl kocaman bir ağaç olabiliyor? Nasıl oluyor da, o yakıcı yaz güneşinin altında biz sırılsıklam terlerken; ağaçların incecik yaprakları kuruyup gitmiyor, hiçbir şey olmuyor? Bir çiçeğin incecik kökleri elimize alınca koparken; bizim delmek için onca uğraşlar verdiğimiz taşları nasıl delip geçiyorlar? İşte, onlar besmeleyle Allah’ı tesbih ediyor, O’nun gücünü arkalarına alıyor ve bunca büyük işler başarıyorlar.

Allah’u Tealâ, bizi dünyanın halifesi olarak yaratmış. Bize bütün canlılardan ayrı, renk renk, desen desen giysiler vermiş. Bize akıl, düşünme yeteneği, varlığının bilincinde olma özelliği vermiş. Bir tavuk “Ben tüylerimin rengini beğenmedim. Gidip pembeye boyatacağım.” demez. Allah ona böyle bit özellik vermemiştir. Bütün tavuklar tüylerinden memnundurlar. Ama biz öyle miyiz? Çeşit çeşit giysilerimiz var ama daha başkalarını da istiyoruz. Allah, bize bitip tükenmeyen bir isteme duygusu vermiş. Sürekli daha iyisini istiyoruz.

Bizi böyle mükemmel yapan Rabbimizi tesbih etmeli, O’nun gücünü arkamıza almalı, O’na güvenmeli ve her şeyi O’ndan istemeliyiz. Her işimize besmele çekip, O’nun adıyla başlamalıyız.

Hepimiz, Allah’a yakışır birer kul olur ve cennette Rasulallah (s.a.v) ile sohbet ederiz inşallah…

Selamlar…

Reklamlar