Kan Göleti

Yıldızlara hapsolmuştu göz yaşım…
Yalpalayarak ilerleyen bir köpek
Ve bıraktığı ayak izleriydi arkadaşım…
Yalnızlıksa bazen tek yoldaşım…

Gözlerini arardım sonbahar geceleri!
Yağmur, bana saçlarını anımsatırdı.
Damlalar nasıl da tutunurdu saçlarına
Biz sokakta yürürken yağan yağmurda!

Islanırdı kirpiklerin ağlamışçasına!
Üzülürdüm seni böyle görmeye…
Her an mutlu olduğunu görmekti dileğim
Ağlamasan da bu halin üzer beni.

Sokak lambasının ışığı vurunca gözlerine
Ay solgun kalırdı yanında bakışlarının!
Ürkerdim, korkardım sen yokken yanımda
Ne olur sen ol her ağladığımda, yanımda!

Bırakma ellerimi ki daim mutlu olayım,
Sakın korkma ki ben hep seni savunayım,
Yılma! Rüzgâr kıramaz cesur kalbini
Yusuf’um dağlar ardı sanki bir kan göleti!

Kırmızı güller ki yanında farklıdır o göletin!
Öyle içtendir ki çığlıklar; ağlar yüreğin.
Sen yine de korkma Yusuf, ol metin
Rabbim şüphesiz alır mazlum ahını!

Yusuf eser meydanda sanki bir yılkı!
Kılıcı öyle keskin ki keser dağı, taşı!
Hıçkırır çocuklar, ağlar çeşme başı.
Öyle bir yağmur ki bu, korkar onbaşı!

Cesetler dolmuş meydana, erler biçare!
Gökyüzü kan kırmızı, yıldızlar korkak…
Kaçışıyor sanki kuşlar görünce maydanı!
Yusuf; kılıcı yerde, başı ellerine yaslı…

Yine yağmur gizlenmiş saçlarına Yusuf’um!
Yine göz yaşların süzülür yanaklarından.
Saklı hüznünü hissederim dağların ardından
Sen yokken, yalnızlığın başkenti burası!

Mutsuzluk çanları çalmaya başlıyor
Kan göleti yamaçları aştı, taşıyor!
Durdur onları Yusuf, içim yanıyor;
Yanımdaki çocuk, babası ölmüş; ağlıyor…

Reklamlar