Adı Gibi GENÇ ve Dinamik!

İlk olarak 4. sayısı (Ocak 2006)da keşfettim GENÇ dergisini… Native Deen adlı grubun resminin kapak alındığı dergi, gözüme çok sıcak geldi önce… Kırmızı arka plana büyük harflerle yazılan, “Ben Buradayım!!” diyen GENÇ yazısı beni dergiyi okumaya iten bir başka sebepti aslında. Eee, ne de olsa genciz!… 🙂

Ama dergiyi okuduktan sonra logodaki kırmızı ve beyaz bile benim için inanılmaz bir değer taşıyordu. Samimi söylüyorum, 64 sayfanın hiçbirinde gereksiz tek bir cümleye rastlamadım… Genç olduğunuz için sizinle gurur duyan, GENÇ olduğunuz için size odaklanan, sizi seven, doğru her neyse objektif bir şekilde, doğru adımlarla, sıcak dokunuşlarla size sunan ve bunu inanın en dinamik dille yapan TEK DERGİ!… Okumadan önce bu sözlerimi abartı şeklinde yorumlayabilirsiniz ama okuduktan sonra benimle hemfikir olacağınızdan hiç şüphem yok!

Yapılması gerekenin farkında olan, işini isteyerek yapan, okurunu; hitap ettiği kitleyi seven ve bunu okura ciddi manada hissettiren bir ekip… Böyle bir ekibin yarattığı adıyla, içeriğiyle, amacıyla, sazıyla sözüyle GENÇ Dergisi, şu zamanda her gencin okumasını %100 gerekli bulduğum TEK dergi…

Şimdiye kadar çok dergi takip etmedim açıkçası. Takip etmeye değer, az buz da olsa verdiğim paranın boşa gitmediğinden emin olduğum bir dergi yoktu çünkü… Küçükken Barbie dergilerinden alırdı babam arada bir… Bebeklerin renkli dünyasına kaptırırdım kendimi. Barbie ve Ken’in birkaç sayfalık foto öyküsü beni dergiye bağlamaya yeterdi. Büyüyünce Barbie’nin B’sinden eser kalmadı.

Artık kafa yoruyordum olan bitene. Sadece bebeklerin yardımıyla bile ne kadar içimize işlediklerini fark ettim kimi insanların. Bilinç altımıza sızan kurşunları görünce anladım bazı değerlerini hayatın… Fark ettim az da olsa olması gerekeni… Ama halâ bana göre; buna göre bir dergi yoktu! Altınoluk, Şebnem, Söz Ola gibi dergilerin kimi sayfaları ilgimi çekiyor, kimileriyse beni sıkıyordu. Beni bütünüyle tatmin etmiyordu. Go Girl, Hey Girl, Blue Jean… gibi dergilerde de işime yarar, düşünmeme olanak sağlayacak tek bir cümle bulamadım… Magazin gümbürtüsüyle savrulan üç beş kelimeden ibaret hepsi… Sonunda babaannemin evinde Söz Ola dergisinin Mayıs-Haziran-Temmuz 2006 sayısının kapağı çarptı gözüme:

“BİR GENÇLİK DERGİSİ DOĞUYOR SÖZÜ GENÇ ÖZÜ GENÇ VE ADI… GENÇ”

Bu sözlerle solmaya yüz tutmuş umutlarım yeşerdi sanki… M.Lütfi Arslan’ın “Söz Ola’ya Veda… ‘GENÇ’ dergiyle yeniden bismillah…” sözleriyle noktaladığı yazısını okuduğumda umut ışıkları sızan duvarımda kocaman bir delik açıldığını ve o delikten umut fışkırdığını fark ettim. Evet, bu olabilirdi… Belki de…

Ve karşılaşır karşılaşmaz aradığım şeyin bu olduğunun farkına vardım. Odamda gece tavana bakarken aklımda evirip çevirip irdelediğim, merak duyduğum, öğrenmek istediğim birçok şeyi bu dergide buldum. Her sayfasında ayrı bir hisse bürünüyor insan ama her hissini aynı ölçüt ve mekânda yaşıyor. Tatmin oluyorsunuz! Sizi tatmin ediyor… Dopdolu!… Okurken yazarın karşınızda size bakıp gülümsediğini görür gibi oluyorsunuz…

Size ulaşmak isteyen insanlar var. Olup bitenlere seyirci kalan ve bunu Ayşegül Genç’in deyimiyle kuru tarhana kemirerek yapan bir gençlik dönemindeyiz!… Gençlerimiz batılıların “çağdaş yaşam” kalıbıyla zihinlerine sokuşturduğu popüler kültürün etkisinin altında ve hiç düşünmeden, sorgulamadan, sadece yapmış olmak için yapıyor birçok şeyi! Bilinçsiz… Ve bilinçli olmak için bir çaba da sarf etmiyor. Bilgisiz ve bilginin önemini bas bas bağırılmasına rağmen kavrayamıyor. Yazılıdan 0 almayı, sınıfta kalmayı, (kızlarda) eteklerini olabildiğince kısaltmayı, (erkeklerde) tüm jöle kutusunu saçlarına boşaltmayı, en son ve en cool (!) küfürleri bilmeyi, “salla” kelimesini olabildiğince çok kullanmayı ve bunu söyleyebilmek için ortam oluşturmayı ve daha bunlar gibi bir yığın boş işlevi yapmayı kâr sayan bir gençlik bahsettiğimiz!… İşte GENÇ dergisi bu olanların farkında ve sizin de bulunduğunuz konumu görmenizi istiyor. Ne olduğunuzu, nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı bilmenizi ve ona göre davranmanızı istiyor ve bunu sizi sıkmadan, size doğrudan siz olduğunuz için ulaştığını belli ederek, ilginizi çekerek anlatıyor.

Doğruyu, doğru bir şekilde, doğru temalarla, doğru kelime ve doğru alt yapıyla size sunmak istiyor. Bu bağlamda benim de dilek ve temennilerim onlarınkiyle örtüşüyor. Bu site de bu bağlam üzerine kuruldu bir manâda.

GENÇ dergisini tutan ellere, çevresindekilere bakan değil de onları gören gözlere, yaşadıklarını pişmanlıkla değil gururla anan yüreklere, hayırlı ve değerli kelâm eyleyen dillere sahip; düşünen, irdeleyen, sorgulayan ve var olan bir GENÇLİĞE sahip olmak dilek ve temennileriyle…

Gençlere, genç ve dinamik bir dille; doğruya doğru bir şekilde ulaşabilmek dileğiyle…

Genç & Mihmandar

Reklamlar