Gül Yaprağı

Bir gül yaprağı düştü bugün satırlarıma. Bir gözyaşım süzüldü ve ufak bir iz bıraktı sayfada…

İlk defa var olduğumu hissettiğimde seninleydim… Sen, beni rahminde muhafaza ettin. İlk duyduğum ses senin sesin; ilk sevdiğim insan sendin annem!

Onca acılar çekerek getirdin beni bu dünyaya. Kendimi en savunmasız hissettiğim anda kucağını açtın bana. Belki de ilk defa en içten ama aynı zamanda en yorgun gülümsemenle baktın gözlerime. İşte o an, öylesine ağlamak istedim ki! Ama ağlayamadım anne!…

Yıllar ardı sıra kovalamıştı birbirini… Her yeni günde yeni bir dert açtım başına ve yeni bir gözyaşına tanık oldum… Bilmiyordum ki ben anne! Ben bilmiyordum ki her şeyin senin dediğin gibi olduğunu!

Bilmiyordum ki hayatın bu denli acımasız, insanların da ruhsuz olduğunu!…

Hayatta daima tek başına olduğumu sandım anne.1 Hep sonradan fark ettim neyin doğru, neyin yanlış olduğunu. Ama o sonralar hep çok geç oldu anne! Hep sen ağlarken anladım olan biteni! Hep geç kaldım anne!…

Bilemedim işte! Hayatımın aslında ne denli önemli bir bölümünü kapladığını fark edemedim anne!

Bilirim, ne yapsam boş şimdi! Uğruna boynumu vereceğim o gözyaşların yine süzülür gözlerinden ve yine fırtınalar kopar içimde…  Ama şeytan boş durmaz ve alır beni kollarına…

Gittin şimdi annem! Gittin artık ve ben boynum bükük, gözüm yaşlı bakarım ardından… Ne denli güç bilir misin annem? Geri dönmeyeceğini bile bile bakmak ardından, tekrar kokunu çekemeyeceğimi bile bile kokunu aramak eski kıyafetlerinde, belki rüyamda görürüm diye gözyaşlarıyla bezeli dualar salıvermek semaya…

Kolay mı anne? Ne dersin, kolay mı?

Her duamda sen, her adımımda ismin, her nefesimde hasret ve her göz yaşımda pişmanlık var… Rüzgâr bile seni hatırlatıyor bana anne!

Anne demek bile acı veriyor artık…

Rüzgâr, satırlarımdaki o solgun gül yaprağını bir çekişte alıverdi avuçlarımdan… Göz yaşlarımsa baka kaldı ardından…

Reklamlar