Hayal…

İki genç arkadaştık biz…

Korku bürüyen gözlerimiz ve titrek kalplerimiz eşlik ederdi yalnızlığımıza. Ve biz susardık akıp giden zamana inat…

Zaman sevmezdi susup geçmeleri. Sessizliği bozmaya uğraşırdı… Her an biraz daha az akardı… Güvercinler için yem satan yaşlı teyzelerin titreyen ellerini umursamazdı zaman…

Biz zamana bırakıldık, zaman bizde kaldı…

Sevgiye hasret toprakları sulayacaktık. Engelimiz Zaman’dı. Öz suyunu almamış nice tohum gibi yitip gittik sayıların arasında…

Rakamlarla kaybolduk, harfler buldu bizi kaldırım kenarlarında.. Umudumuzu uçurtmaların kuyruklarına bağlayıp göğe saldık… Özgürlüğümüzü reklam manşetlerine bahşettik… Biz yoktuk aslında…

Yoktuk!

Sembollerin arasına saklandık, boş verdik kimliğimizi… Geride bıraktık renkleri… Siyah beyaz dünyada kırık bir çizgi olduk… Ucu bitmiş kurşun kalemlerin ağlamaklı bakışlarını sahiplendik. Sessiz doğa benliğine kattı bizi ve bir hamur gibi şekil aldık. Biz yoktuk aslında…
Yoktuk!..

Sonbaharda dökülen yapraktık; önce sararıp solduk. Sonra rüzgara teslim ettik bedenlerimizi ve birer birer düştük!

Hayallerimiz düştü…
Biz düştük!
Yitip giden hayallerimize elveda bile diyemeden,
Biz yoktuk artık…
Yoktuk!…

Reklamlar