Yazan: mihmandar Haziran 30, 2008
‘Terminatör’ , ‘Biyonik Kadın’ gibi bilim-kurgu filmlerinde görüntüler bazen robotun gözünden yansıtılır ekrana. Böylelikle insanlar, robotların nasıl gördükleri hususunda bir fikir sahibi olur. Köşelerinde birtakım mesaj ve sayılar olan bu görüntülerde hedefe kilitlenme; koordinat çizgileri ve kırmızı bir nokta ile olur. Hayalî bir kabul olan bu görüş şeklinin gerçekleşmesi hususunda ilk adım, Washington Üniversitesi’nde, liderliğini Babak Parviz’in yaptığı bir araştırma grubu tarafından atıldı. Çalışma şubat ayının ilk haftasında IEEE’nin (Uluslar arası Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) Uluslararası Mikro Elektromekanik Sistemler Konferansı’nda tanıtıldı.
Aslında elde edilen, içine devre yerleştirilmiş elektronik bir lenstir. Bu lens, göze takıldığında nesnelerin üzerine bindirilmiş birtakım değer ve işaretler görülmektedir. Askerler bu görüntü ile çevre hakkında normal göz ile görebildiklerinden daha fazla bilgi edinebilirler. Hattâ siviller, cep telefonlarının ekranını bu ekrana yansıtabilirler. Bu lensle, göz üzerinden algılanabilecek değişimlerle monitörlere hasta hakkında bilgi gönderilmesi mümkün olabilecek. Bunun yanı sıra hasta kendine ait değerleri gözünün önünde görebilecek. (Zîrâ göz üzerindeki canlı hücreler kan serumu ile dolaylı olarak temastadır, bunun için bazı biyosensörler geliştirilip lens içine yerleştirilebilir.) Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Bilimsel | » yorum bırak;
Yazan: aycicegi Haziran 22, 2008
Varlığından haberdar olduğumuz ama yaşadıklarını görmezden geldiğimiz bir ülke Bosna Hersek… Üç ayrı milletin bulunduğu ve birkaç dilin konuşulduğu…
Ülkede Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar yaşamakta. Bosna’da “Boşnağım.” demek; “Müslümanım!” demek, “Hersekliyim” demek; “Hırvatım” demekti.
Bosna 1180-1204 yıllarında Bankulin hakimiyetindeydi ve bu dönem, ülke için refah ve sükûnet dönemiydi. Bosna 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilerek 1583′te eyalet haline getirildi. Bosna huzur içindeydi bu yıllarda. Taa ki 6 eylül 1992′ye kadar… Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Toplumsal | 1 Yorum »
Yazan: mihmandar Haziran 21, 2008
Yer gök inlesin
Bu sesi dinlesin
Hep seninleyiz
TÜRKİYE!!!
”Haydi zafere!” diyerek dün akşam bütün futbol severler ayaktaydık! Böyle bir maç daha önce yaşanmamıştır diye tahmin ediyorum. Hem dün hem de bir önceki maçta spikerlerin sürekli söylediği “Türklerin nerede, ne zaman, ne yapacağı belli olmaz!” lafzı noter belgesiyle (!) sabitlenmiş oldu! Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Spor | 4 Yorum »
Yazan: mihmandar Haziran 20, 2008
-Uzun zaman sonra, bir şeyleri yeniden keşfetmenin heyecanıyla dopdolu içim!
-Keşfetmek… Keşif… Hım?!
Bu birçok insan için hiçbir şey ifade etmiyor. Garip gelecek belki (Garipsediyseniz bu iyiye işaret
ama öyle gerçekten… Amaçsız, anlamsız, sadece yaşamak için yaşanan saniyelerle geçip gidiyor zaman… Geçiyor… Ve… Gidiyor! Sona gittikçe yaklaşıyor! Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Deneme | 1 Yorum »
Yazan: mihmandar Haziran 18, 2008
Merhaba arkadaşlar!
Bir süredir birlikteyiz. Az çok sabit bir okur sayısına ulaştık çok şükür (her ne kadar tepkisiz ve belli bir bölgeye odaklanmış iseler de). Ben birbirimizi daha iyi tanımamız gerektiğini düşünüyorum. En azından istatistik açısından bu önemli! Mesela birkaç haftadır siteye anket ekledik ama iki üç kişi dışında umursayan olmadı!
Yapmayın arkadaşlar, komik görünüyor yani! Günde nereden baksanız 100 kere açılıyor bu site. İnsanın hiç mi gözüne çarpmaz koskoca anket ya! Bakmayın sitemim büyük! (Anket eklemek için anam ağladı afedersiniz, siz de böyle yapınca gerçekten üzülüyorum.) Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Duyuru | 1 Yorum »
Yazan: aycicegi Haziran 16, 2008
Umut hayattaki amaçlarını unutmamaktır. Düşünüp daima olacağına inanmaktır. Belki gerçekleşir diye yeni bir güne “merhaba” demektir. Umut beklemektir. Beklemek ve beklemekten bıkmamaktır!
Umut hayata bakışını değiştirir insanın. Güzel düşünüp güzel görmesini sağlar. Umut konusunda biraz eksiklerimiz ver sanıyorum ki. Düşünüp, olamayacağını hayal edip kendini hayattan soğutuyor bazıları. Görülüyor zaten… Durum ortada! Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Deneme | 1 Yorum »
Yazan: mihmandar Haziran 8, 2008
Bilecik’ten geçiyordum, gözlerim doldu.
Gözlerime doldun.
Gözlerim seninle doldu.
Sen gözlerimden boşaldın.
Gözlerimizin yanlış görmeye, kulaklarımızın kötü işitmeye alıştırılmaya çalışılan bir isim… Çok zor zamanların yükünü geniş omuzlarında taşıyan, kimse anlamasa da çizgisini bozmayan, üzerinden hayli zaman geçse de halâ yaşayan ve belki de en çok tartışılan isim… Sultan Abdülhamid Han!… Son kalenin son neferlerinden biri…
Mustafa Armağan’ın kaleminden dökülmüş, birçok gerçeği kaynak gösterip irdeleyerek kaleme almış müstesna bir eser… Orta okulda öğrendiğimiz Abdülhamid’in tamamen tersi bir kişiliği kaleme almış bir yazar… Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Kitap Tanıtımı | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Haziran 8, 2008
Her biri ruhunun bir köşesine sığınmış renkli düşüncelerini seyretti uzun süre. Tanımlamaya çalıştı tek tek. O bir ressamdı ve renkleri bilirdi sadece. İçindeki bütün renkleri düşüncelerden soydu önce, düşünceleri tekrar fırlattı yerlerine ve gülümseyerek baktı elindeki düşünceden sıyrılmış, ruhsuz renklere. Usulca fısıldadı onlara:”Yepyeni düşüncelerle işleyeceğim sizleri ve yepyeni anlamlar kazandıracağım sizlere!” Avuçlarının içinden nazikçe akıttı onları kalbine ve geçti tuvalin karşısına. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Alıntı | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Haziran 4, 2008
Deniz kenarında bir kayanın üzerine oturmuş, güneşin batışını izliyorsun. İçinde ne olduğunu bilmediğin garip hisler taşıyorsun. Aslında o hisleri de umursadığın yok… Ne olduklarını öğrenmek istemiyorsun. Nereden geldiğini bilmediğin seslerin kulağına çarpıp seni rahatsız etmelerinden bıktın! Hem yalnızlığı, hem de sevdiklerini, onların yanında olmayı istiyorsun…
Biliyorum, her an onları düşünüyorsun. Yanına geleceklerini, gözlerinden akan sebepsiz yaşları sileceklerini, saçlarını okşayacaklarını düşünüyorsun. Farkında değilsin ama hep onları bekliyorsun. Gece, kumsalda ateş yakıp, etrafında çember oluşturacağınızı, birinin gitar çalacağını, sizin gözlerinizin dolacağını… Hep o anların hayaliyle uyuyorsun geceleri… Merdivenlerden inerken, yolun bitiminde karşına çıkacaklarının umudu var içinde…
Otobüs durağında gözlerin onları arıyor… Telefonları onlardır umuduyla açıyorsun… Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Deneme | 2 Yorum »
Yazan: mihmandar Haziran 2, 2008
Pompei; İtalya’da, Napoli’nin güneyindeki Romalılardan kalma arkeolojik bölgeye ve yaklaşık aynı yerde kurulan, 2004 yılı nüfus sayımına göre 25.751 kişilik bir nüfusa sahip olan antik bir şehre verilen isim… Önceki dönemlerde başka kavimlerin yaşadığı, hemen hemen aynı sebeplerden ötürü meydana gelen dehşet verici hadiselere benzer bir olay da burada yaşanmış.
Yıl M.S 79… Ağustos’un sonları…
Vezüv yanardağından dumanlar yükselmeye başladı. Gökyüzüne uzanan bu dumanlar birçok şey söylemeye çalışıyordu aslında ama kimse anlayamadı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Toplumsal | » yorum bırak;