Yazan: mihmandar Nisan 30, 2007
Saat 00:24…
İstanbul sokaklarında geziniyorum. Dokak lambasının solgun ışığına üşüşmüş bir sürü sivrisinek… Önüme çıkan küçük taşlara vuruyorum.
Evlerin ışıkları sönük. Birkaç istisna var sadece Bir bayan, balkonuna çamaşır asmış…
Bir tanesi düşüveriyor yere… Her zamanki gibi kaldırımların yanını arabalar süslüyor. Çoktan üretimi durdurulmuş olan tospiklerden biri çarpıyor gözüme. Oldukça yaşlanmış ama ayakta durmaya kararlı görünüyor. Ya da ben öyle yorumluyorum. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Nisan 25, 2007
Bir pastann üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu…
Çocuk sordu: “Çikolatalı pasta kaç para?..”
“50 cent!..”
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu: “Peki dondurma ne kadar..”
“35 cent” dedi garson kız sabırsızlıkla.. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki… Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Ders Veren Öyküler | 4 Yorum »
Yazan: mihmandar Nisan 25, 2007
Hıçkırıklar arasında,
Killi toprak bir yol var…
Yâr, hasretimin kokusu
Kuru toprakla uçar…
Kaldırım kenarlarını
Hangi hüznü, hangi ağıtı
Sevginin mağrur gözleri;
Ne zaman bağışladı?
Sözlerindeki acı…
Yok olmuş elleri! Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Şiir | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Nisan 25, 2007
Yok olup gidişlerin acısıyla büyüdüm karanlıkta… Her kuru yaprağın yalvarışını sahiplendim…
Ağlıyorum… Ve sen yoksun yanımda! Çekip gittin bir elveda bile demeden! Çekip gittin ve ben öldüm!
Sen yokken bitmeyeceğini düşündüğüm geceler bağrına bastılar beni. Umutlarımı yeşertmeye çalışıyor güvercinler. Yalnızlığımda yalnızlık eşlik ediyor bana. Yok oluşumun sarhoşluğu ciğerlerimde dolaşıyor!
Sevgiden nefret ediyorum! Sevdiklerim çekip gidiyorlar bir bir… Çekip gitmeliler ve ben onları durduramıyorum. Sen de gidiyorsun… Sen de bıraktın beni işte! Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Mektup | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Nisan 20, 2007
Sonbahar, evrensel anlarını yineliyor… Yine yapraklar savruluyor rüzgârla, yine ağaçlar ah eden analar gibi sallanıyorlar, yine gökyüzü kaşlarını çatmış ve yine bulutlar ağlıyor durmaksızın!…
Kalbim sanki bir alev topu! Öyle yanıyor ki, ansızın ağlamaya başlıyorum… iŞte, yine ağlıyorum… Kedim, mutsuzluğumdan habersiz; uyuyor. Yalnızım… Yalnızlık bile kapımı çalmaya üşenir oldu. Sürekli farklı simâlar gelip geçti gözlerimden, ama ne bir tanesine takılı kaldı bakışlarım; ne de simâlar yitip gittiler tamamen. Yalnızlığı bile doyasıya tadamadım.
Sanki geçmişimi örtmek için kışı bekliyor gibiyim. Beyaz bir çarşaf gibi tüm çirkinlikleri örten kar tanelerinden medet umuyorum. Beni de örtsünler diye… Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Hikaye | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Nisan 16, 2007
Yıldızlar belirmeye başladı. Ay, yüzünde sıcacık bir gülümseme ile göz kırpıyor sanki bana. “İşte geldim!” der gibi sevinçle parlıyor gözlerinin içi…
Hafif bir meltem yanaklarıma taze, küçük bir öpücük konduruveriyor. Bahçedeki güllerin o büyüleyici kokusu ve gün batımını izlemenin verdiği keyif kendimden geçiriyor beni… Nedendir bilmem ama bir damla göz yaşım süzülüyor yanağımdan. Elimi uzatıp yavaşça siliyorum. Sanki incinmesinden korkar gibi… Ürkekçe!…
Oturduğum yerden kalkıp, bahçede geziniyorum önce. Kuşların söylediği şarkının melodisini yakalamaya çalışıyorum. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Anı | 3 Yorum »
Yazan: mihmandar Nisan 8, 2007
Güzel güzel okşardın saçlarımı anne,
Ne de yumuşaktı ellerin…
Ne de güzel yüzün vardı…
Her gün eve geldiğimde
O güler yüzün karşılardı beni
Şefkatini, sevgini, seni hiç unutmadım anne…
Keşke yine olsa burada,
Benim yanıma oturup
Okşasan yine saçlarımı…
Ağlasak beraber film izlerken,
Cenneti düşlesek, dualar etsek…
Ama artık yoksun anne,
Ulaşamayacağım kadar uzaksın bana, Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Alıntı Şiir | 2 Yorum »
Yazan: mihmandar Nisan 8, 2007
Bir gece, vakit gece yarısına doğru Alama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm.
Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum.
60′lı yıllarda bir beyazın bir zenciye hem de Alabama’da yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Ders Veren Öyküler | » yorum bırak;
Yazan: mihmandar Nisan 8, 2007
Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum.
Sanki kimse yokmuş gibi etrafımda…
Ya da olanlar gidiyormuş gibi usulca.
Saçma belki de söylediklerim…
İnanmayacaksınız samimiyetine ağlayışlarımın.
Ama bilmiyorsunuz olan biteni;
Ondan belki de inanmayışınızın sebebi…
Aylar önceydi bir sonbahar akşamı
Dostum rahatsızdı, konuşacaktık
Ağlamış, uyuyakalmış koltukta.
Arkadaşıyla tanıştım o sırada.
Ne olduysa o günden sonra oldu. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Şiir | 4 Yorum »
Yazan: mihmandar Nisan 8, 2007
Merhaba anı defterim…
Hayat bazen çok boş geliyor biliyor musun?Öyle boş geliyor ki, uyumak ve bir daha kalkmamak istiyorum. Dehşet verici bir şehvet!
Hayatta yaptıklarımdan sorumluydum her an. Küçükken bile büyüktüm aslında. Sorumluydum olanlardan. Her an, her saniye yaptıklarım… İşim gücüm buydu; oturmak… İçler acısı bir trajedi!
Kırdığım kalplerin hepsi etrafa saçılmış durumda. Parçalarını bulup da toparlayamıyorum. Hangisi kimin kalbi bulamıyorum. Parçalarını bulsam da yapıştıramıyorum. Boşluktaki gizem gibiyim… Bomboş alanların tüm uçsuz bucaksızlığı, tüm ürpertisi, gizemi, çekiciliği, ıssızlığı ve korkusu üzerimde… Titriyorum gecenin karanlığında. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Günce | » yorum bırak;